Monday, 12 July 2010

it's my life my brother


kokusuna ve okunduğunda bürünülecek entellektüel havanın cazibesine dayanamayıp alınan onlarca kitap okunmadığında,
arayan bütün arkadaşlarına "tamam ankaradayım yakında, görüşürüz tabi" denilip gidilmediğinde, gidildiğinde ikisiyle görüşülüp dönüldüğünde,
"doktora nası gidiyo" sorusuna aynı cevap iki yıldır veriliyor olduğunda,
çekilen fotoğraflar düzenlenmediğinde,
aldığın onlarca çorap olduğu halde her hafta hep aynılarını giymeye devam ettiğini farkettiğinde,
çalışma odanı yaşanacak yer yapmadığın için girmediğinde,
yeni yeni müzikler indirip hep aynı müzik listelerini dinliyor olduğunda,
filmlere de aynı muameleyi uyguluyor olduğunda,
yaptığın resim yarım kaldığında,
grupbişeylerinden "aikido yaptım, yine yapıcam, felsefesini de seviyorum hem" diyip aldığın aikido "paketini" kullanmadığında
sürekli iktisadi kalkınma planı yaptığın halde hep borçlu olduğunu gördüğünde,
sabah yogamı da yapayım kahvemi de içeyim diyerek saati beşe kurup sonra da işe geç kaldığında,
annen seni dizideki cevahir karakteri ile özdeşleştirdiğinde "ahahahah, aynı ben!" dediğinde...

bi durup düşünmek gerek artık orda!
"olur mu hiç üç kulak, dön de aynaya bak!" demek lazım bi de

No comments:

Post a Comment